NEDEN DOĞA FOTOĞRAFÇILIĞI?


Doğa fotoğrafına yönelmeden önce insan konulu fotoğraflar çekiyordum. Halen de zaman zaman biraz konu değişikliğine gidip kuşlardan uzaklaşmak iyi oluyor. Aslında konu değişikliği özellikle teknik bilginin de gelişmesine neden oluyor.
Benim asıl merak ettiğim neden bu kadar uzun bir süre kuşları fotoğraflamak üzerine çalışmaya devam ettiğim. Gerçi ben kuşlardan önce neden insanları fotoğrafladığımı da pek anlayamamışım. Yardım da istemişim bir dönem. Fotoritimde "Şizofrengi Fotoğraf" adlı bir yazı yazmıştım; (biraz arabesk ama olsun, hiç olmazsa eğlenmiş oluruz...)
Yazıdan alıntı... ; "Aynı nehre iki kez giremezsiniz! Ya bir fotoğrafınız var ise? Bir fotoğraf iseniz? Hislerim, fotoğrafı sevmemdeki gücün burada yattığını söylüyor. Güç mü zayıflık mı? Bazı çalışmaları izlerken bu hisse çok kapılıyorum ya da nehre tekrar girmek için açmıyor muyum albümleri? Değişmeze ulaşma/dokunma hissi neden bu kadar güçlü? Peki neden her istenildiğinde farklı yazıyorum geçmişimi? Çok şey mi değiştiriyorum arda kalanda? Peki sokakları, tanımadığım insanları, hallerini neden fotoğraflıyorum? Neden anlarına sahip olmak istiyorum? Neden tekrar aynı nehirde olmak istiyorum? Yoksa albümdeki yakınlarım mı bu insanlar?” Yoksa tanıdık mı oldular? Neden onlarla bir defa daha karşılaşmak istiyorum? Ya da tam tersi mi olup bitenler? Yalnız mıyım? Yakın mı olmak istiyorum onlara? Kaybettiğim bir şeyler mi oldu? Hatırlayamıyorum..."

kedinin söylediği
Şimdi burada tekrar bir sonuca ulaşmaya çalışacağım. Yine olmazsa sonra tekrar. Kendimce bu sorgulamaya hangi fotoğrafları daha çok sevdiğim, izlediğim sorusuna cevap aramak yolunu tercih ederek başlamayı doğru buluyorum. Bulunan cevap, insanlar neden fotoğraf izliyor? Neden fotoğraf çekiyor? a cevap olmaz belki ama küçük de olsa ben bir adım olabilirim bu araştırmaya...Yazının sonuna vardığımda bulacağım şey sadece bir neden olacak. Bir çok neden sorusunun cevaplarından sadece bir tanesi. Bu yolda hissettiklerimi/hissedilenleri rehberliği için yanıma alıyorum. Teknik değerleri, komp. öğelerini vb. bilgileri bir kenara bırakıyorum.

yolcu
Birinci adım: Kuş, doğanın sadece bir elemanı, ancak temsil ettiği bir çok da değer olmalı. Bir tanesi kuşların davranışlarını insan davranışlarına yakıştırmamız. Çünkü ben kimi zaman fotoğrafları izlerken bir insan davranışını izlediğim fikri ile karşılaşıyorum. Kimi zaman da fotoğrafları izleyen insanların kendilerini keskin bakışlı bir kartal ile özdeşleştirdiklerini görüyorum. Komik bakan bir kuşa gülümserken, sanki gördüklerini bir insanın bakışlarına monte ettiklerini hissediyorum. En azından ben öyle yapıyorum. Bundan kurtulmak imkansız gibi....
İkinci adım: Ben kimliği hakkında bilgilere ulaşamadığım, yargılara varamadığım, hissedemediğim sıradan diyebileceğim insan konulu fotoğrafları sevmiyorum. En çok habersiz olanları yani gerçek oyunculuğun ortaya çıktığı anı içerenler dikkatimi çekiyor. İyi oyunculuk önemli. İki türü var bence; birincisi için yapacağınız bir şey yok. O gerçek. O oynamadığınızda ortaya çıkıyor. İkincisi iyi oynayınca...İkincisi aslında birincisinde ne yaptığınızı iyi takip etmek becerisi ile ilişkili... Bu fotoğrafların izlenme süresi ben de fazla, bazılarını aklımdan çıkaramıyorum.

kızılşahin
Sonuç; O zaman ikinci adımda saydığım sevmediklerimi kuş fotoğraflarında da sevmiyorum diye dile getirebilirim. İyi oyunculuğu arıyorum. Oyuncunun sahnesini de işin içine katarsan ne ala benim için. Sahne ne kadar iyi olursa fotoğrafçının işi kolaylaşacak gibi geliyor bana... Süreyi uzatacak bir etken sahne. Tamam hangi kuş fotoğraflarını sevmiyorum listesinden bir tanesini belirlemiş oldum. Peki ben neden kuşları konu ettim kendime.
Unutulan şeyi hatırlamaktan mutlu oluyorum. İç güdüsel olarak doğanın olduğumu, bir parçası olduğumu kısa da olsa hatırlamayı seviyorum. Üzülerek söylüyorum; zaten parçası olduğum yere misafir olarak kabul edilmeyi seviyorum. Misafir olmak için kamuflajlar içine giriyorum, gizleniyorum ve bekliyorum kapı ne zaman açılacak diye. Buraya girebildiğinizde göreceksiniz; doğada kötü oyunculuk yok. Rol yapılmayan tek yer orası sanki. Doğa fotoğrafçısı sanki zor olan, seçmek ayıklamak için ciddi uğraş vereceği zorlu arayışını seçmiş olduğu fotoğrafçılık alanı ile geri de bırakmış oluyor. O doğal olanı aramak için uğraşmıyor. Kapı açılırsa zaten doğal olanın tam içinde olacak. İşim daha kolay artık. Çözümüm; ikinci adımı başarmaya çalışmak. Donuk sahneler değil, doğal olanı bulmak ve ardından iyi oyuncular ve sahne düzenlemeleri....Ulaştığım ya da ulaştığımı zannettiğim sonuç sadece bir tane. Daha çok var biliyorum.

4 yorum :

  1. hatırlamak belki de insanın en güçlü olduğu alan; hatırlayamamak ise korkunç bir şey. bunun değerini yaşım ilerledikçe daha bir iyi anlıyorum. fotoğraf ise unutkanlığımın ilacı. fotoğrafta şimdi toprak olmuş (annanem, sevgili babam gibi) parçalarımı hatırladığım gibi, sararmaya yüz tutmuş ama hayatta arkadaşlarımı da hatırlıyorum. Dönüp dönüp onlara bakıyor muyum hayır, belki elim hiç gitmiyor ama onların orada olduğunu bilmek bile geçmişteki o anı bir şekilde elimde tuttuğum hissi uyandırıyor. ya doğa... yukarıda ifade etmeye çalıştıklarımdan farklı mı? asla... sevdiklerim için ne duygular besliyor isem, kendi tercihim doğanın o kesitini çekimi yaptığım o içinde hapsediyorum, bir daha ve bir daha dönüp dönüp bakabilmek için...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oğuz Hocam ziyaretin ve güzel kritiğin çok mutlu etti.
      teşekkürler...
      sevgilerimle...

      Sil
  2. Sözlerinizden bazılarını ıngilizce ödevimde kullandım çok begendim hakkınızı helal edin

    YanıtlaSil

 

benim o

serkanmutan@gmail.com

Yazarım Ben

1977 yılında Manisa Kırkağaç’ ta dünyaya geldi. İlk-orta-lise öğrenimini Aydın Nazilli’ de tamamladı. Ankara Üniversitesi Psikoloji bölümünü bitirdi. Ankara'da yaşıyor. Uzun bir süredir doğa fotoğrafçılığı özellikle de kuş fotoğrafçılığı ile ilgileniyor.

instagram serkanmutan